Urfa’nın taş evlerinde takalar ve pencereler

Şanlıurfalı Yaşar Duru Urfa tarihi evleriyle ilgili bilgiler vermeye devam ediyor.

3453 Okunma
İşte O yazı;
 
Pencere Urfa’nın hayatlı taş evlerinde ve odalarında kişilik kazanan özgün mekân geleneğinin ilginç ve önemli öğelerinden biridir. 
Urfa Ağzı’nda kullanıldığı yere ve diğer özelliklere bakılmaksızın “taka” olarak adlandırılan pencereler, kapalı mekânların gün ışığı ile aydınlanmasını, içeriye temiz havanın girmesini, bölümlerin birbirleri ve dışarı ile görsel temasını sağlayan işlevsel açıklık olarak tanımlansa da, ahşap ile taşın birlikteliğinden doğan bir yapı süsleme öğesi olarak da kabul edilebilir.
 
Urfa’da pencere sözcüğünün yerine kullanılan “taka”, aynı zamanda mekândaki kapaksız nişler ve havalandırma gözleri ile kapı üstü gezeneklerindeki gözetleme aralıkları, tepegöz ve kuş evlerinin de adıdır.
 
Takalar, bulundukları yer ve işlevleriyle mimar özelliklerine göre değişik başlıklar altında toplanabilir. Şöyle ki: 
Bulundukları yere göre: oda, mutfak, zerzembe, ahır ve gezenek; işlevlik açısından: ışık, havalandırma ve kuşluk; mimari özelliklerine yönünden: kemerli, düz atkılı, kafesli, kepenkli ve kör takalar, diye üçlü bir tasnif yapmak mümkündür.
 
Genelde yapı malzemeleri ile tekniğinin biçimlendirdiği pencereler, geleneksel Urfa evlerinde ahşabın da katkısıyla konut tasarımını etkiler; ışıklandırma, havalandırma ve bölümlerin birbirleri ve dışarı ile görsel temasını temin etme işlevinin yanı sıra, estetik görünümü ile de önem kazanır. 
Pencerelerin yerleri ve şekilleri tespit edilirken, bulunduğu kapalı mekânın gün ışığını alan ve mahremiyeti koruyan en elverişli yön seçilerek odanın aydınlanması ve hava alması sağlanır. 
 
Bakıldığında; yapı malzemelerinden mimari tasarımına kadar birçok yönüyle Anadolu’nun geleneksel Türk evlerinden ayrılan Urfa’nın hayatlı taş evlerinde, takaların (pencere) söz konusu yaşama mekânlarının pencereleri ile benzeştikleri görülür. Önder Küçükerman’ın cümleleriyle söylemek gerekirse: 
“Anadolu’da mimaride ister hafif ahşap, ister ağır taş, isterse de daha karmaşık malzeme ve yapım yöntemleri kullanılmış olsun, sonuç olarak her durumda belirli pencere düzenleri yönünde hemen hemen hiç değişmeyen ilkelerin titizlikle uygulanmış olduğu görülür. Ayrıca bu ilkeler, en sıcak iklim bölgesinden, en sert iklim bölgesine kadar her türlü yapıda, duruma göre özellikler kazanarak büyük bir etkinlikle uygulana gelmiştir.” 
 
Anadolu’daki yapı tekniğine bağlı olarak ortaya çıkan kalın duvarlardaki pencerelerin cam ve panjur elemanları, çoğunlukla duvarın dış yüzüne yakın olarak takılır. Böylece hem iç mekan genişletilmiş, hem de pencerenin iç yüzünde bir kullanma alanı elde edilmiş olur. Buna karşılık ince duvarlı yapılardaki pencereler, duvarın iç yüzlerine takılmıştır. Böylece pencere kanatlarının kendi eksenleri üzerinde tam bir dönüş yapıp duvara yaslanarak, odanın içinde yer kaplamaması sağlanmıştır”.
Öte yandan gerek avluya, gerek komşu evlere ve gerekse sokağa bakan cephelerde açılacak pencereler, özel hayatın mahremiyetini korumak başta olmak üzere, yazılı olmayan fakat bütün komşuların uymak zorunda olduklarını bildikleri ilkelere göre tasarlanır. Bitişik evlerde yaşayanların hayatına bakan veya mahremiyetini ihlal eden cephelere pencere açılamaz. 
 
Geleneksel Urfa evlerinde öncelikli amacı içeriye gün ışığının girmesini sağlamak olan pencerelerin alt kenarları bulunduğu odanın zemin kotundan 40-50 cm yukarıdadır. Genişlikleri bulunduğu mekânın büyüklüğü ve duvarın genişliği oranında değişir.
 
Dikdörtgen planlı odaların avluya bakan kısa duvarları, duvarın uzunluğuna orantılı biçimde üç veya dört eşit parçaya bölünerek, bir parçası pencere pervazlarının monte edileceği ana ve ara duvarlara ayrılır. Kalan bölümde 1/2 veya 1/3 genişliğinde, birbirinin simetriği 2 veya 3 dik açıklık bırakılır.
 
Hayata veya ikinci kat odalarda sokağa bakan kalın duvarlara yerleştirilen açıklıkların tavanları çoğunlukla düzdür. Ancak dış cepheler mutlaka kemerli olarak tasarlanır. Gerek sokağa gerekse hayata açılan pencerelerin kemerleri, ev sahibinin ekonomik gücüne göre, rozetler ve değişik taş oymalarla süslenir. 
 
Camlı pencere doğramaları (pervaz ve çenetler) dış yüze ve kemerle uyum sağlayacak bir biçimde takılır. Cam boyutları günümüzün modern yaşama mekânlarının pencereleri ile kıyas edilemeyecek kadar küçüktür. Ahşap doğramalar son derece sadedir. 
 
Gerek hayata ve gerekse sokağa bakan pencerelerin kemer hizasında demircağ denilen koruma amaçlı metal parmaklıklar bulunur. ıçe bakan pencerelerdeki demircağların son derece basit ve sade olmasına karşın, sokağa bakan pencerelerin ahşap kafesleri ve metal demircağları daha gösterişli ve zengin motifler ile süslüdür. 
Urfa evlerinin pencereleri kendi içinde de farklılıklar gösterir. Kış oturacağı denilen güneye cepheli odalara açılan pencerelerin iç cephesinde soğuğu geçirmeyecek biçimde tasarlanmış ahşap elamanlar ağırlık kazanır.Pervazları ahşap oymacılığının büyülü motifleriyle zenginleştirilen kapalı kanatlar, pencere boşluğunun iç yüzüne takılır ve çoğunlukla dikdörtgen biçiminde, pencere boşluğuna açılan iki kanattan oluşur. 
 
Kuzeye bakan yaz oturacaklarının odalarında pencerelerde ahşap kapaklar hemen hemen hiç kullanılmaz.
Yaz ve kış oturacaklarının avluyu gören oda cephelerinde, tavanla ışık takalarının arasına gelecek şekilde tasarlanan havalandırma takalırı daha küçük boyutta, kare, dikdörtgen veya oval şekillerde planlanmıştır. Havalandırma takalarında cam veya ahşap kapaklar kullanılmaz. Bazı evlerde dış cepheleri kısmen taş kafeslerle süslenmiş havalandırma takalarına rastlanır.
Yaşar Duru
 
 
Etiketler Yaşar Duru Şanlıurfa Urfa Evleri Takalar Pencereler