Şanlıurfa Kalesinin Keşfedilmemiş Gizemi

Şanlıurfa Kalesi keşfedilmeyi bekliyor.

5312 Okunma
Araştırmacı Yazar mehmet Oymak Şanlıurfa’nın tarihi kalesi üzerinde incelemelerde bulunarak kalenin bilinmeyen ve günyüzüne çıkmayan özelliklerini sizler için araştırdı.
İşte birçok medeniyetin himayesi altına aldığı Urfa kalesi ve bilinmeyen özellikleri;
 
Şanlıurfa her yönüyle dikkat çekici bir şehir. Urfa kalesini birçok yazar seyyah bize anlatmaktadır. Kaleyi anlatanların hepsi Urfa Kalesinin garip bir kale olduğunu açıklar. Bunu da şöyle izah ederler üzerinde mancılıkların oluşu, sarp bir kayalığın üzerinde kurulmuş olması ve çok büyük bir kale olması Urfa kalesinin farkını ortaya koymaktadır. Urfa kalesi Doğu- Batı istikametinde dikdörtgen şeklindedir.
 
Üzerinde bir mahallenin yerleşiminin olacağı kadar bir alan vardır. Nitekim son yıllara kadar burada bir mahallenin olduğunu geziginler, seyyahlar bizlere anlatmaktadır. İçinde bir cami bulunduğunu hatta bir mahalle meydanı bulunduğunu ve kaleden sorumlu bir ailenin yetkilinin bulunduğunu ki buna kale ağası dendiğini söylerler. Urfa Kalesinin özellikle Batı ucunda dikkat çekici bir yapı var. Bu yapı yel değirmenidir. Doğu istikametinde ise Caminin bulunduğunu bazı kaynaklardan öğrenmekteyiz. Yani Batı cephesinde yel değirmeni Doğu cephesine yakında kalenin camisi bulunmaktadır.
 
Urfa kalesi bir iç kaledir dış kale değildir. İç kalesi olan şehirler genelde ikinci bir surla çevrelenmiştir. Fakat Urfa kalesinin yerinin sarplığından dolayı şehrin Güneybatı ucunda kalmış onu tamamlayacak şekilde şehrin dış surları inşa edilmiştir. Kalenin inşaa tarihiyle ilgili elimizde kesin yazılı bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bazı bilgiler kullanılarak bir tarih bulunmaya çalışılmıştır. Bunlardan birincisi şehir surlarının büyük bir onarım geçirdiği tarih M.S 814 yılıdır. O yıllardan önce şehir kalesinden bahsedilmemektedir. Buna şöyle bir yorum getirilebilir. M.S 814 yılından önce kale yokmuydu ki hiç bir kaynakta bundan bahsedilmedi. Fakat böyle düşünmekte çok doğru değil çünkü Urfa gibi çok tarihi bir şehrin kalesiz olması pek akla yatkın değil. Belki şöyle yorumlanabilir daha önceleri küçük bir kaleyken sonradan bu kale büyütülmüştür. Her gelen yönetim o kaleyi biraz daha büyüterek daha geniş bir hale getirmiştir. 
 
Günümüzde kalenin içerisinde hala bilimsel bir araştırma yapılamadı. Ne yüzeysel bir çalışma ne de arkeolojik bir çalışma yapılamadı. Dolayısıyla kalenin içindeki yapılar hakkında kesin bir bilgiye ulaşamadık. Ancak gözle görülür bazı ipuçlarından yarumlar yapmak mümkün. Muhtemelen kalede iki veya üç katlı bölgeler mevcut. Çünkü derinlikleri fazla olan bölgeler var. Kayalara göre daha yüzeye yakın bölgeler var bunların hepsi aynı seviyeye geldiğine göre derin bölgelerde iki üç katlı yapıların olma ihtimalinin yüksek olduğuna inanıyoruz.
 
Kaynaklarda kaledeki saraylardan da bahsedilmektedir. Burada şehrin yöneticileri bulunmaktaydı. Yine kalede mabedin olduğundan ve belkide yönetim binalarının bulunduğundan bahsediliyor. Bunların toplamının 150 civarında haneye denk gelmesi düşünülüyor.
 
Urfa kalesinin kuzey cephesi yani Balıklıgöle bakan tarafı çok sarp kayalıklardır dolayısıyla dik bir yamaçtır. Oranın üzerine örülen surlarla kale yükseltilmiştir. Doğu, güney ve batı tarafı zeminle aynı seviyede olduğu için oraya hendek kazma ihtiyacı hissedilmiştir. Muhtemelen kalenin ilk yapılışında hendek yoktu. Dolayısıyla savunma zorlukları ortaya çıkmıştır. Daha savunulabilir bir hale getirebilmek için kaleyi daha sonra gelen yöneticiler hendek kazmaya karar vermişlerdir. Hendeğin kazılmasının sonradan yapıldığını hendeğin kazıldığı bölümde kaya mezarlarının da kesildiğini ve yarısının dışarda yarısının içerde olduğunu görüyoruz.
Hendek kısmının tam orta kesiminde bir burç’un içinden gizli bir yola benzer bir yol bulunmaktadır. Bu bir merdivendir bu merdivenden herhalde gerektiğinde hendeğe inmek ya da oradan faydalanmak için kullanışmış.
 
Kalede tahribatlara rağmen çok önemli iki üç tane kitabe günümüze kadar kalmıştır. Çoğu insan bu kitabelerin bu belgelerin önünden geçerken farkında pek olamamaktadır. Mahmut Karakaş hoca Urfa’daki kitabelerin hemen hemen hepsini çözmüştür. Kitabelerden en önemli iki tanesinden birisi doğu cephesinde bir diğeri ise güney cephesinde yer almaktadır.
 
Aslında kale çok tahribatlar geçirmiştir çok köklü değişiklikler görmüştür. Bu değişikliklerden en önemlisi işte bu kitabelerden anlaşıldığı üzere Akkoyunlu Uzun Hasan tarafından yaptırılmıştır. Uzun Hasan 15.yy’ın sonlarında bir sure Urfa’da kalmıştır. Başka bir deyişle Urfa’ya başkent olarak kullanmıştır. Ve burada bulunduğu dönemlerde bir oğlu da olmuş oğlunun adını da Halil koymuştur. 
 
Kalenin en önemli özelliklerinden birisi de doğu tarafında 50 km Harran Ovası tek tek dağlarına kadar bir tabak gibi kalenin eteğinde duruyor. Kuzey tarafında yine Germüş dağları ve tarihi Urfa şehri, güneybatı köşesinde ise yine şehir kalesi iç kale yer alıyor. 
 
Urfa kalesinin gizli bölmeleri ve gizli geçişleri vardır. Urfa kalesindeki tünelden bahsetmek istiyorum. Urfa kalesindeki tünel ilk olarak gizli bağlantı yoludur muhasara sırasında düşmana hissettirmeden dışarıyla irtibat bu tünel vasıtasıyla sağlanmıştır. İkincisi ise bu tünelin alt ucunda meşhur Ayn Zeliha Gölü yani Balıklıgöl vardır. Dolayısıyla uzun süren muhasaralarda susuz kalma ihtimalini ortadan kaldırmış bulunmaktadır. Buradan su ve yiyecek temin edilebilmektedir. Bu nedenle tünel kalenin çok öenmli özelliklerinden birisidir. Tünel’in günümüzdeki aşağı girişi orada bitmemekte ve aşağıya doğru devam etmektedir. Balıklıgölün seviyesinden de aşağıda olan bir mağaranın içine açılmaktadır. O mağara bir su gölü şeklindedir. O dönemde o mağaradan da su ihtiyacı karşılanabilmekteydi.
 
Etiketler Şanlıurfa Kalesi Mehmet Oymak İç Kale Gizem